Amerika Hatıralarım

  • İlk defa yeni bir ülkeye gittiğiniz zaman hisleriniz karışık oluyor. Öncelikle akrabalarınızı, ailenizi hatırlayıp onları özlüyorsunuz. Sonra hiçbir şey bilmediğiniz ülkede nasıl yaşayacağınızı düşünüyorsunuz. Daha sonra tanıştığınız kimselerden aldığınız bilgilerle bu ülkeye nasıl adapte olup hayatınıza devam edeceğinizi düşünüyorsunuz.

    Yeni ülkenize adapte olmak en az 4 yıl sürüyor. Daha sonra kredinizi gerçekleştirmek gerekiyor ve o da bir 4 yıl alıyor. Bunun dışında lisanınızın derecesine göre ülkenin insanları sizi kabul ediyor. Ama daima siz onlara göre bir yabancısınız. Ülkenin vatandaşı da olsanız bu durum devam ediyor. Kanuna göre eşit seviyede olsanız bile tatbikatta siz yine onlardan ayrısınız.

    Amerika'da kaldığınız yıllar ilerledikçe siz de ülkenin politikasına ister istemez katılıyorsunuz. Bulduğunuz yeni arkadaşlarınızın, Turkiye'de edindiğiniz arkadaşlardan çok farklı olduğunu hissediyorsunuz. İnsanların Amerika'da hep menfaata dayanarak hareket ettiği ve herşeyden ve herkesten bir menfaat sağlamak için her şeyi yaptıklarını görüyorsunuz.

    Şunu bilmek gerekir ki bugün Amerika dünyanın her hususta en ileri ; teknoloji, yaşam standartları, tahsil, kısaca medeniyetin en ileri seviyesindedir. Hayat pahalıdır, herşeyi alabilirsiniz. En iyi tarafı bu hayata uymak için gerekirse ikinci bir iş bulup çok iyi şekilde yaşayabilirsiniz.

    Bütün bunları yapmak tamamen sizin insiyatifinize kalmış bir şeydir. Sizin tahsil dereceniz, hayat tecrübeniz, cesaretiniz, şahsiyetiniz ve bu husustaki azminiz muvaffakiyetinize yardımcı oluyor. Bizim atasözlerini çok doğru söylemişlerdir. Ben onları çok sık kullanırım. Hani “boyacı küpü değil bir boyaya söküp çıkarın olsun bitsin” derler. Amerika'ya alışmak da uzun yıllar alır.

    Herkesin istikbal için bir gayesi vardır. Umumiyetle ailesi bu hususta tesir yapar. Babası doktor ise oğlu da doktor olsun ister, halbuki bu çok yanlış bir tavsiyedir. Ben sekiz çocuğumun hepsine hangi mesleği severseniz onu seçin dedim. Çünkü insanlar sevdiği meslekte muvaffak olurlar. Hiçbiri benim mesleği seçmedi. Hatta iki tanesi benim evvelce açtığım seyahat okulunu bitirdikleri halde başka meslek seçtiler.

    Her şeyin bir yaşı vardır derler. Çok kimse buna önem vermez. İlk 20-25 yılınız tahsil ile geçer. Eğer tahsile devam etmek istemezseniz 20. yaştan sonra bir işe girer hayatınıza devam edersiniz. 25 yaşından sonra iyi bir iş tutmak gerekir.

    30 ile 40 arası bir yuva kurmak istersiniz. Ve ondan sonra hayat mücadeleniz ilerler. Çünkü bir aileniz vardır, belki çocuklarınız vardır. Geliriniz ve zamanınızı çok zaman ailenizle paylaşmanız gerekir. Tabii ilerde uzun veya kısa müddetle beraber yaşayacağınız hayat arkadaşınızın nasıl bir insan olduğunu zamanla anlayacaksınız. Düşünebiliyor musunuz, iki tamamen ayrı karakterde, yaşta, tahsilde, ailesinin yetiştirmesinde, maddi durumu ayrı olarak yaşamış ve bir araya geldikleri zaman tamamen anlaşıp yaşaması çok zaman bir sürpriz oluyor.

    Bu birleşmenin yürümesi için iki tarafın da birçok hususlarda feragat etmesi gerekir. Bugün insanlar çok sabırsız olduklarından çok zaman kendi menfaatlerinden feragat etmezler ve aile çöker ve yürümez. Tabii bu seçeceğiniz şahsın da durumuna bağlıdır. Bir de hissiyat vardır. Bir insan ile tanıştığınız zaman o şahsı ya seversiniz ya da sevmezsiniz. Bu size arkadaşlığınızın devam edip etmeyeceğine dair bir işarettir. Hani kavun değil ki koklayıp da alayım demişler. Bu bir tesadüftür. Bir sürprizdir.

    Size iyi sürprizler dileği ile.

2 yorum
  • Nedim Sahin
    Nedim Sahin Cok guzel bir yazi hocam. Devamini bekleriz. Tecrubelerinizle ozellikle de Amerika'da yasayan genclere yol gostereceginizi dusunuyorum.
    23 Mart 2012
  • skinnerbox
    skinnerbox Cok guzel bir yazi olmus devamini bekleriz sayin abim
    26 Kasım 2013